Sağlık her şeyin başıdır derler. Sağlığını kaybeden bir insan, elinde milyarlarca doları olsa bile, elindeki malı mülkü unutur ve sağlığının bir an önce iyi olmasını ister. Çünkü yaşamını devam ettirebilmesi, sağlığının iyi olmasına bağlıdır.
Sağlığını yitirmiş, kollektif açıdan akılcı düşünmeyi kaybetmiş ve kendi gelenekleri içerisinde kendini “kavurmaya” alışmış toplumlara ise “yozlaşmış toplumlar” denir. Bu tarz toplumlar, kendi sağlıksız hali içerisinde yaşamayı oldukça “normal” karşılar. Şaşırtıcıdır ki, bu sağlıksız durumun kendi “toplumsal sonunu” getireceğinin farkındalığından da kesinlikle uzaktır. Zamanla kendini yok etmeye programlanmış bu toplum yapısının kendini kurtarması ise, kendi içerisinde toplumu daha iyi yöne sevk etmeye kararlı olan bir takım kişilere veya kurumlara bağlıdır.
Tarihte pek çok toplumun “yozlaşma çizgisi”ne girdiğine şahit olmuşuzdur. Kendi niteliğini yitirdikçe zayıf düşen toplumların, bu çizgi içerisinde kendini yok etmesi, maalesef kaçınılmaz bir durumdur. Elbette bu yozlaşma, bir anda oluşan bir durum değildir. Zaman içerisinde kendi menfaat örgülerini ilmek ilmek dokuyan çıkarcı ve uyanık insanlara karşı gereken tepkiyi ve hamleleri gösteremeyen bireyler ile birlikte toplum iyice “zıvanadan çıkar“. Korku iklimi gelişir ve bu toplum yapısı, bir “karadelik” gibi kendi içine çöker
NİTELİKLİ BİR TOPLUM İÇİN TEKNİK VE SOSYAL HAMLELER NELER OLMALI?
Her şeyden önce toplum içerisinde kendi toplumunu gittiği elim ve vahim durumun farkındalığına varan bireylerin sayısı artmalı. Sadece kendi hayatını ve menfaatini düşünen bireyler ile yozlaşan bir toplumu doğrultmak kesinlikle mümkün olmaz. Önce bireylerin bilinçlenmesi ve bu bilinç ile birlikte kollektif bir ruh yakalanması gerekir. Yakalanan bu bilinç, kesinlikle yaralayıcı ve yıpratıcı nitelikte olmamalıdır. Mevcut bilinci akılcı yöntemlerle insanlara sevgiyle aktarmak gerekir. Gergin, yorulmuş, aşınmış bir toplum yapısına karşı kesinlikle şefkatle davranmak gerekir. Yozlaşan toplumun kendi yapısını bilerek ya da bilmeyerek yıprattığını unutmamak gerekir. Yapıcı ve güçlendirici olmak, nitelikli bir toplum yapısı oluşturmanın vazgeçilmez unsurudur.
Teknik olarak ise, mevcut “nitelikleştirme” sürecine katkıda bulunmak isteyenleri, mesleğine ve yeteneklerine göre ayırarak, ne derece ve nasıl katkı yapabileceklerini incelikle düzenlemek gerekir. Örneğin bir “futbolcu“, maç sonu açıklamalarına, nitelik, kalite ve liyakat argümanlarına dikkat ederek açıklamalar yapmalı, antrenman planını ve futbolunu en nitelikli şekilde planlamalı veya planlanmalıdır. Futbolcuların ve futbol ile ilgilenen isimlerin, futbol argümanları çerçevesinde nitelik ve liyakat bilinci ile örnek olduğu bir “futbol aurası” oluşturduğumuzda, teknik bir “nitelikleştirme” hamlesi yapmış oluruz. Bunun sanatçılar, akademisyenler ve benzeri diğer mesleki ortamlarda doğaçlama bir şekilde geliştiğini düşünün. Neden olmasın?
ZOR FAKAT KARARLI OLUNCA MÜMKÜN!
Hayat, mücadelesinde kararlı olanları yazar. Fakat yozlaşmış yapısında kararlı olanları ise karanlık bir deftere yazar. Kendini bilerek ya da bilmeyerek yok etmeye programlanmış ve yozlaşmaya yöneltilmiş bir toplum yapısına karşı elimizdeki tek güç; niteliğe, kaliteye ve liyakat bilincine odaklanmış bir toplum yapısını inanarak inşa etme gücüdür. Bu kararlılık ile birlikte bir toplum, kendi aydınlık bugününü ve geleceğini yazmakta bir an bile tereddüt etmeyecektir.
Sevgi saygıyla.
